BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS »

23 Kasım, 2009

artık solid boredom adından bile midem bulanmaya başladı follar. gerçekten yazamıcam buna ben. blog bit.

yenisini de kurcam yakında haa. yazmadan durabilir miyim ben?

15 Kasım, 2009

ben laksımboğğga gidiyorum sayın ve sevgili follar. iyi bakın kendinize sağlıcaknan kalın. merak etmeyin eleanor'u da alıyom yanıma. iğrenç yazılarını yazamıcak bi süre, raadolun(oha).

ha bide norah jones la johnny mayer yeni albüm sürmüş piyasaya. ayrı ayrı tabi, birlikte deil. indirin dinleyin lan, valla. ot geldiniz ot gidiyonuz.

05 Kasım, 2009

kleine fabel

"ah", dedi fare, "dünya her geçen gün daha da daralıyor. önceleri çok genişti, beni korkutuyordu, koşmaya devam ettim, uzakta sağda ve solda duvarlar görmekten mutluydum, ama bu duvarlar çok çabuk birbirine yaklaştı, işte son odaya geldim ve orada köşede, kendisine doğru koştuğum bir fare kapanı duruyor."

"sadece koştuğun istikameti değiştirmelisin" dedi kedi ve fareyi yedi.


F.K.

finansbankın ebesini sikmek istiyorum an itibariyle sayın follar. bakın nasıl nasıl bi kepazelik yapmışlar: http://img269.imageshack.us/img269/3720/051109finansbankhrriyet.jpg

friedrich engels'i herkeşler biliyodur. bilmeyen okumasın zaten bubulağu. engels gibi komünizmin temellerini atmış bi düşünürü bi banka reklamına alet etmek rezilliktir. bi büyüyüm, param olsun, mınakoycam finansbok.

bi de saçlarını dikmişler pezevenkler.

bu arada banka dediğimiz olguyla ilgili düşüncelerimi başka bir postta sizlere açıklayacağım. şiddetle isteyiniz.

01 Kasım, 2009

efenim bilge insan yönümü konuşturarak size bilmediiniz bişi daha öğretiyorum.

geçen akşam gördüm o yüzden yazıyım dedim. lucid dreaming denen bi kavram var beyefendiler. şöleki;
kisinin uyku sirasinda ruya gordugunun farkinda olmasi ve ruyasindaki olaylari kontrol edebilmesine denmekte. bilimsel olarak ilk frederick van eden tarafindan aciklanmis. becerebilirseniz mukemmel bir olaydir. genelde uykudan tam rem evresinde uyandirilip, tekrar uykuya dalarak gerceklestirilebilir. hatta ruyalariniza kaldiginiz yerden bile devam edebilirsiniz. ben yapamadım ama bunu.

ben rüyamı annatıyım mesela.

tam imçnin ordayız. yolun üstünde. araba maraba hiçbişi yok yol bomboş. tanıdığım yüzlerce insan var. ama yakınımda olanlar çok saçma kişiler, elif dışında. hernese böle herkes mal mal birbirine bakınıyör. neler oluyor der gibi. ben de tam burda farkettim rüya gördüğümü. etrafıma bakınıyorum hep tanıdığım yüzler. etraf kahverengiyle sarı arasındaki bi renkte. açık saman sarısı gibi ama daha kahverengi. heryer, bütün renkler bunun tonlarında. gökyüzü kirli mavi. deniz sarımsı bi gri.uzaktan geçen vapurları görebiliyorum. nese insanlar böle bakınırken herkes birden yüzünü denize dönüyo çok önemli bişi olmuş gibi. ben de dahil. sora hepimiz birden koşmaya başlıyoruz. yüzlerce kişi caddeden aşaaya koşuyoruz delicesine, önlerde de ben varım. sora efenim bi bakıyoruz cadde köprüye bağlanmıyor, köprü ortada yok. biz de korkulukların üzerinden sıçrayarak deniz atlıyoruz. ama bunların hepsini ben isteyerek yapıyorum. farkındayım naaptığımın yani. rüya böle bitiyo. hemen sora da uyandım zati.

işte bu da böle bi anımız olsun efenim.

26 Ekim, 2009

yazasımın gelmesini bekledim bekledim gelmedi. ben de zorla yazmaya başladım. belki postlarım belki postlamam. yandaki müzik aparatını kaldırdım çünkü çok saçma göründü gözüme. aslında ben bubloğu toptan kapatmayı düşünüyodum, önceki bloğum gibi. içimdeki ortadan kaldırma, yok etme duygusunu dizginleyemiyorum. bunu da kapatmam yakındır.

aslında ben bu blogu kendi kendime çalıp söylemek için başlatmıştım ama eleanor hemen buldu yeni bloğumu nasılsa. ilk yazımda da bassetmiştim bundan. şimdi insanlar okumaya başladı (tam 9 kişi okuyo, büyük bi sayı bu benim gibi ne gerçek hayatta ne sanal hayatta,sözü uzattım kısaca hayatta sosyal olmayan olamayan biri için. sosyal olamamamın nedeni insanları çekememem galba. çok ilginç. insanlardan ne kadr efret edersem bana o kadr yaklaşıyolar. sora ben de onlara bağlanıorm nefret etmeyi bırakıyorum. sora onlar da beni bırakıyo. paradoks. parantez içinde yazmanın dayanılmaz hafifliği). artık kendi kendime çalıp söyleyemiyordum. şimdi içimden cananın yaptığı gibi kendimden üçüncü tekil şahısla bassetmek geldi.

ali aslında insanları sevmiyor. gerçekten. ama siz onu sevin. okşayın. ali datlu ali gözel. sevip okşayınca o da sizi sever. bi de çok hakaret etmesine bakmayın. aslında o kompleksli ve sorunlu bi insan. değil mi anne? evet oğlum, öyledir.

anne anne beni neden yalnız bıraktın?

24 Eylül, 2009

an itibariyle hiç yazasım yok follar. uzun sürede gelmeyebilir. siz beni beklemeyein yardırın. ben moduma girince döncem, bay.

15 Eylül, 2009

F(x) = (xq+1)/(q + 1)

O, önceden alışveriş ettiği ünlü mağazanın tertemiz vitrininin önünde, sanki vitrindeki mankenlerden biriymiş gibi, kollarını bağlayıp sağ dizini hafifçe kırıp beklerken, insanlar önünden geçerken, daha havaların soğumamasına rağmen esmer bir adam, geleneksel süsü verilmiş, aslında elektrikle çalışan bir makinede kavrulmuş kestane satarken, ya da komşu ailenin oğluyla üç aya kadar evlenecek olan temizlikçi kadın gövdesinin neredeyse tamamını dışarıya sarkıtmış camı silerken, sanki kör olmuş gibi hiçbir şey göremiyor, sanki ölmüş gibi hiçbir şey düşünemiyordu.


hayatımda ilk kez, word yazdığım bi cümleye çok uzun uyarısı verdi.

dolaba su koymamaya başladık. now it's offical. yaz bitmiştir beyler.

13 Eylül, 2009

Ready Steady Go

bu arada bundan sora yandaki müzük her pazartesi deişecek. takipleyin beendiğim müzükleri, follar, fols. eki.

12 Eylül, 2009

Kuantum Fiziğine Giriş

ben insanın hırslı olup olmadığını nerden anlarım biliyonuz mu follar? son kalan şeylere atlama hızıyla.
diyelimki yemek yeniyor. kola şişesinin içinde sadece 1 bardaklık kola kaldı. hırslı insan bardağını hemen bitir, anında son kalan kolanın hakimi olur. ulvi bi insandır bu. çünkü risk alır. o bardağını bitirdiği anda son kalan kolanın babayla meşk ettiğini görüp göt gibi kalma olasılığı vardır.
ama bizim ailede ne olur? son kalan kolayı kimse içmek istemez. Niye? ayıp olmasın diye. sanki babam lordlar kamarası üyesi. amık. o kolayı da kimse içmez. kalır öyle boynu bükük, gazı kaçar.
tespit insanı kişiliğimi konuşturdum gine.
esen kal fol.
NOT: bu örnek milyarlarca forma sokulabilir. örneğin mangoda son kalan kıyafet kadınlar arasında, tekel bayiiiiinde kalan son marlboro pakedi erkekler arasında dünya savaşı çıkmasına neden olabilir. çok fantastik.
yazımı şöle bi alıntıyla bitiriyim ki, kisi yok öle bitiriyim.
"üçüncü dünya savaşını bilemem ama dördüncü dünya savaşı taş ve sopalarla yapılacak"
albırt fakinginyıs aynstayn.

11 Eylül, 2009

bana çok değişik bişi olmaya başladı follar. (ayrıca bu 'follar' telifli bi kelime beleşe orda burda kullanmayın plis)
böle bazı şarkıları dinlerken bazı insanlar aklıma geliyo. o şarkı sonra o insanla özdeşleşiyo. şarkıyı dinlediğimde o insanı hatırlıyorum. böle salak bi sırıtış belirliyo suratımda. ben zaten bişiler hatırladığımda yüz ifadelerimi kontrol edemem. gülerim üzülürüm fln.
(ben böle teorik konuşuyorum ya, bayılıyorum halime, halbuki pek sevmem kendimi)

hazır müzük demişiken şunu da söyliyim ben müziksel olgunluğa (ne demekse) ulaştım artık. bazı dogmalar vardı kafamda müzikle ilgili, artık onlar da yıkıldı. mesela şu anda dinlediğiniz şarkıyı biri dinlese 'resmen pop lan bu' derdim. ama aslında bu şarkı gerçekten güzel.
ha bi de artık kesin. metallica tarihin en over-rated grubu. tamam iyiler hoşlar. ama abartmamak lazım.
ha bi de pink floyd herzaman her anda, muntazaman ve mütemadiyen güzel, mutteşem.

06 Eylül, 2009

tespit insanı olma özelliğimi kullanarak size bir hizmet daha sunuyorum.
efenim sıkı tutunun;


unutma isteği ile hız arasında doğru orantı vardır. yani unutma isteğimiz attıkça, hızımız da artar. tam tersi de doğru, dibine kadar yaşamak istediğimiz anlarda yavaşlarız.

tabi örneklemeden olmaz. şöyle ki;

dielimki sevgilinizle kavga ettiniz. her ruh sağlığına sahip insan bunu unutmak ister. o zaman noolur? el hareketlerimiz, konuşmamız hızlanır. ordan koşarak uzaklaşmak isteriz.

tabi tersi de doğrudur.


mesela sevgilinizle öpüşüyonuz. çok doğal. o anın hiç bitmemesini istersiniz. dudak ve el hareketleriniz yavaşlar. en yüksek doyuma ulaşmak için yavaşlarsınız.


fizik ve psikolojinin kesiştiği bu kavşak hakkında sizi aydınlatmak çokoştu follar.

bidaaki tespitte görüşmek üzere.


04 Eylül, 2009

yeni kuşak türk yönetmenlere burdan seslenmek istiyorum: lütfen slow motion'ı tadında kullanın, tadınızı kaçırırım.
efenim slow motionda her türlü sahne zaten sanki çok anlamlıymış çok duygusalmış gibi gözükür. yani slow motion kullanmak filme bişi katmaz önemli olan duyguyu farklı ayrıntılarla vermektir. yani yoksa 30 dakkalık kısa filmi yavaşlatıp yavaşlatıp 90 dakkalık feature lenght film yapıp salonlara dağıtmak büyük bi yönetmenlik gösterisi değil.
türk izleyicisine de söyliyim burdan. prim vermeyin böyle filmlere, beyenmeyin lütfen. sinemada slow motion sınırını tarantino belirledi. bu sınırdan fazlası hıncaldır, uluçtur.
alında türk sinemasının dogma 95 gibi işlevsel olmayan ama sarsıcı bi manifestoya ihtiyacı ver ama nesse. lan türev gibi türünün en iğrenç örneği olan bi film türk sinemasında nedense 'tek'. bu muyuz lan biz?
ha bi de türk sinemasının çok iyi senaristlere ihtiyacı var. öyle bi film endüstrisi düşünün ki en iyi senaryoları yönetmenler yazıyor. kısa zamanda senaryo tekniğini bilen senaristler lazım bize. yetiştirme aralığında da oyun yazarları ve romancılar bu boşluğu doldurmak için seferber olabilirler.
bi de lütfen yeni trend sinemaya da sıçramasın, sinemalar yerli roman uyarlamalarıyla dolmasın. aşk-ı memnu gibi über bi romanı bile bok ettiniz lan. lan lan nese ben bişi demiyom.

ahanın da bu adam benim ilahım. bu adamın boynuna atlayıp kokulu kokulu öpmek (!) istiyorum, doyasıya sarılmak istiyorum. bu adam benim için çok farklı lan. bi isa bi de bu. gerçekten çok seviyorum ben bu adamı. gerçek hayatta görsem hüngür hüngür ağlardım heralde şaşkınlıktan.

















ismini söylemiycem bu sefer. bilen bilsin. ha şunu da söyliyim; bu adamı seveni koşulsuz şartsız ben de severim. kalbimdeki yeri hazırdır yani.

02 Eylül, 2009




























bu adam ian curtis. tanımayanınız vardır. joy division die bi grubun vokali. ydi. 23 yaşında kendini asana kadar.
bu adamın bakışlarında, sesinde, duruşunda falan bi deişiklik var. diğer homo sapiensler gibi sıradan değil o. hayır hiç değil.
syd barrett'la birlikte bu adam benim kafamdaki 'şeytan tüyü' kavramını oluşturmuştur. ian'ın gözlerine baktıkça bakası gelio insanın.


aha da bu da olay syd fotosu.



































bu adam see emily play'i yazıp bestelemiş lan! nası bişeysin sen öyle.

31 Ağustos, 2009

Mesela insanlar çocukken falan sürekli yaptıkları şeyleri falan anlatırlar ben de hiçbirini yapmış olmam. yani şimdi böle tam şey olmadı. şöle ki:
-Ben bakkaldan falan hiçbişi çalmadım. hatta ben hiçbişi çalmadım galiba.
-Ben hiç dayak yemedim kimseden. sadece annem bi kere tokat atmıştı ama hatırlayınca o gün yaptıklarımı, ben bıçaklar sora camdan atardım yani.
-Ben çocukken hiç öle aşşaya inip oyun oynayan bi çocuk olmadım nedense. yani ben hep evde tek başıma oyuncakla oynar, kitap fln okurdum. hatta benim kuzenlerim en iyi arkadaşlarımdı, ki ben 6 yaşındayken onlar 16 yaşından büyüktü.
-Bisiklete binmeyi bilmiyorum. yorumlıycak bişi yok bunda tam rezillik.
-Ama paten kaymayı biliyorum bak.
Böle pisikopat bişidim ben işte.

28 Ağustos, 2009

Ben duyduğum birkaç süper küfürü sizlerle paylaşmak istiyorum. üzerinize alınmayın. şöyle ki:
-Anası kucaklarda hoplamış.
-Amını kanırttığım.
-Seni alp disiplininde sikerim. (?)
-Amcık sibobu. (!?)
-Anana söyle durmadan ruj değiştirmesin, sikim gökkuşağına döndü. (Umm, çok yaratıcı bi çalışma!)
-Ananın amına domates koyar; salça olana kadar sikerim.
-Ananın amına şofben takar, soğuk gecelerde sıcak sıcak sikerim. (Bu ikisini söyleyen aynı kişi olabilir.)
-Seni öyle bir sikerim ki,yataktan koloratur soprano olarak kalkarsın. ( Koloratur soprano:en ince kadın sesi)
-Seni bi sikerim çocuğun olur, inkar ederim piç olur. (oh ngod!)
-Seni atakuleye karşı sikerim,ismet inönü mezarından kalkıp tebrik eder. (İsmet Bey'i karıştırmasaydık keşke)
-Ananın amına çam ağacı sokar, gölgesinde bacını sikerim. (oh lord!)
-Ananı bogaz köprüsünde ismet paşanın orkestrası eşliginde sikerim hem asya seyreder hem avrupa. (İsmet Bey kötü oldu)
-Ananın amındaki kıllardan sana kazak örerim. ( 'Hem de V yaka' diye bitirenler de var)
-Amık. (ensüperolan bu.)

Bunları şuursuzca ve nedensiz yazdım ve yazarken çok eğlendim.










Bu insan ne yapmakta?
a)Tadını beğenmediği yemeği tükürmekte.
b)Kusmaya hazırlanmakta.
c)Hapşırma, tıksırma, öksürme v.b. eylemlerinden birini ya da hepsini birden gerçekleştirmekte.
d)Esnemekte.
e)Bu süpersonik fotonun facebooka girceğini bildiği için ağlamakta.

repleri görelim.

27 Ağustos, 2009

merkez bankası senin allah belanı virsin lan. maymun ettiniz annemi.
siz ytl'ye geçtiğinizde kadın hala milyonlarla uğraşıyodu. tam alıştı ytl'ye siz y'yi attınız lan şerefsizler.
kadın vergileri bilgisayara girerken bi yanlışlık yapıcak diye korkuyorum. işin yoksa uraş davayla.
ayrıca annem nedense bilgisayara o kadar iyi alışamamış bi insan. kadın belki 90ların başından beri bilgisayar kullanıyo, ama hala mala dönüyo 2 saatten sora.
bilgisayara insan gözüyle bakıyo galiba. sen veri girmeden bişi yapmaz semanım diyorum, bana mı öğretçen sen yoktun bile ben bunları kullanırken dio. sen bunları deil, hesap makinesine daha çok benzeyen bilgisayarları kullanıyodun semanım diorum.
ama acımam ona. bilir o işini.

böle tek şarkıyla olmicek. siz en iyisi indirin tüm albümü.
in rainbows. radyokafa farkıyla.
torrent



House Of Cards





















radyokafa'dan gönüllere dokunan bi aşk şarkısı.

edit büdüt: yandaki pleyliste koydum hanımlar beyler.

kendi saçını kendi kesen birkaç tanıdığım kız;
lütfen durun artık, yazık etmeyin kendinize.
think professional.

24 Ağustos, 2009

babam yeni bi saat almış kesintisiz 12 dakkadır onla oynuyorum.
efenim ben size bu mütiş icadı hemen anlatiyim: şimdi saat düz dururken bildiğin saat. yan çevirince, hop al sana takvim. bi daha yan çevirince, hop al sana alarm, bi daha yana çevirince de, hop al sana kronometre! böyle bi icad dünyaya gelmedi gelmez a follar.
manueli çince olduğu için çözmem yaklaşık 3 dakka aldı. bi de bu evirip çevirince ışıklar yakıyo deişik deişik. yeşil, kırmızı mavi falan.
öldüm.

andorex

ben bazen evde yanlız kaldığımda yeşil bi sıvıyla gargara yapıyorum ve bundan zevk alıyorum. evet. itiraf ediyorum, buyum ben.
aha yeşil sıvı da bu:


ölürsem bundan ölürüm ben. ama andorex'in naneli tadına dayanamıyorum!

21 Ağustos, 2009

yılmaz

özdil

yine

faşizmin

sınırlarını

zorlamış.

*****

bi

de

böyle

yazmasından

nefret

ediyorum.

tahret musluğu

Bi de tahret musluğu milliyetçiliği var.
efenim şimdi ben dünyada vızır vızır dolaşan öyropa görmüş bi insan olarak doğruluyorum: öyropadakiler tahret musluğu kullanmıyo. evet. ama eminimki sıçtıktan sora direk kalkıp boklu boklu dolaşmıolardır. pişik olurlar yoksa.
her nese, türkiyede bulunduğum nadir zamanlarda, bunu anlattığım insanların %6sı tepki vermedi, %32si yalancıktan şaşırdı, %56sı 'adamlar medeni ama götü boklu dolaşıo, asıl medeniyet anadoluda' dedi (evet cidden dedi bunu) % 2si küçük küfürler etti, geri kalanının ne dediğini tam olarak hatırlayamıyorum, içkiliydim.
burdan %56lık dilime sesleniorum, dilimlerim sizi bak kafamı attırmayın. tahret musluğu milliyet çiliği bitmeli. evet.

ilk kez hd bi televizonda devlet baççelinin konuşmasını izledim. tam hayal ettiğim gibi, azından tükürükler saçıyo. asdklşasd. evet.

19 Ağustos, 2009

türkmusikisi-vantilatör-C.R.A.Z.Y.

son iki gündür dream tv, dream türk ve kıral tv aracılığıyla türk müziğinin son durumunu takip etmekteyim. midem bi değişik çalışmaya başladı.
son 3 yılda sadece iki türk 'artist'e sevgi duyan biri olarak (yasemin mori, bi de malt), çok şaşırdım açıkçası. uzun araştırmalar sorası raporumu açıklıom. buyrun:
galiba türkiyede şu sıralar çok ünlü olan ama benim duymadığım bi prodüktör var. çünkü bütün şarkılar aynı tınlıyo. ritmler hep aynı. cıptıs cıptıs cup cıptıs. romantik şarkılarda bu. dans şarkılarında daha çok cops wauw cops wauw copis wow kullanılıo.
bi de şunu açıklamak istiorm. hande yener kendi kendini türkiyenin marjinali ilan etti. evet çok itici. marjinal fln olmadığı açık. ama malesef müzik gerçekten dünya standardında. çok elektronik dinleyen bi insan değilim. ama diğer duyduklarımdan bi farkı yok. bunu iltifat olarak söledim.

bi de eğer bundan sora post postlamazsam bilin ki cani bi vantilatör tarafından saldırıya uğradım. odamdaki vantilatör kontrolden çıktı. kafesini fırlatıp duruyo. içindeki dönen aparat kendini kurtarıp havaya fırlıycak diye ödüm kopuyo.

ha bi de; dün C.R.A.Z.Y.'i 5. kere fln seyrettim. gerçekten süper film çok iyi.

IKEA

3 aydır bas bas bağardığımı bi de blögır üzerinden söliyim dedim:
ikea kapanıo.

R.I.P.

evet doğru duydunuz followerlar, follolar, follar, ikea yeteri kadar kar edemediği için kapanıyor. o ucuz mobilyalardan, daha önemlisi güzelim köftelerden, sınırsız içeceklerden mahrum kalıcaz. eminim o süpersonik mağazalardan birine en az bi kere gitmiş olan, orda yemek yemiş olan fol, ne dediğimi anlıycaktır.
acını paylaşıyorum. evet.

17 Ağustos, 2009

Fotoğraflarda Çok Eğleniyomuş Gibi Gözüken İnsanlara Bir ağıt Niteliğindeki Kısa Bir Öfke Denemesi

İlk önce melabalar demek istiyorum siz bir avuç okurlarıma canıgönülden. Kısa bir sezon arasından sora dönmüş bulunmaktayım. Nice mutlu postlara.
Şimdi ilkönce şöle başliim. Mesela ben yaklaşık 3 hafta sora ilk kez facebooka girdim. çok öle facebook seven bi insan değilim. sadece fotoraf paylaşım sitesi olarak kullanıyorum. Hemen kenardaki photos kısmına bir kez erk uyguladım. yavaş yavaş sevdiim sevmediim insanlar naapmış ona bakarken aklıma şu geldi: bizzat ben dışında herkes fotoğraflarda süper bi eğlencenin ortasında kalmış, hayattan çok zevk alan, her gün deli deli şeyler yapıp eğlenen insanlar gibi gözüküo. ben yine aynı ben mal maloş etrafa bakınıom, aa bina ne kdr güzel, içkiye su mu karıştırmışlar, yok efenimçok yoruldum türevi bayık cümleler geçio heralde kafamdan o sıra.
Hattavehatta, birdenfazlainsan fotoraflarında herkes yine çok eğlenio birbirina sarılmış, oww süperiz pozları verirken ben yine aynı donuk gülüşle katılıorm topluluğa, hayır tanımayan bi insan görse aman ne yapmacık rezil ebesinis.ktimin bi insanı dicek, ama tanıyanlar bilir hiç öle bi insan deilimdir. gayet cana yakın herkesle iyi anlaşan çok über bi insanımdır ben. ama gel gör ki fotoraflarda (ve hatta bazı bazı hareketli fotoraflarda da) böle donuk gergedan bakışı atmayı bırakamadım bi türlü. hem karar da verdim bundan sora fotolarda gülmiycem. belki daha bi insancıl çıkarım.
zaten facebookda fotoraf postlayan insanlar da bu aciziyetimi anlamış olmalı ki, profillerini bozmasın die fotolarımı postlamıyolar artık.
fotoraflarda süper eğleniomuş gibi görüken insancıklar; size sesleniyorum: ölün siz.
bi de noolursunuz saçma sapan olsa da (hatta saçmasapan olması daha iyi hiç olmazsa komik olur) fotoraflarımı postlayın, postlatın.

09 Ağustos, 2009

Garfield Of Dreams

Şunu farkettim: garfield oldum ben. bildiin garfield.
son 3 gündür bildiin yatıyorum koltukta. sipora mipora da o kadar para verdim ama ona da gitmiom. sabah kalkıp kanepeye uzanıom, sora aç bilgisayar, uyukla, yemek ye, uyukla, müzik dinle, uyukla, yemek ye,yemek ye, yemek ye, uyuklarken yemek ye, anne geldi kapıyı aç, sosyal hayata geçiş...
Bi de demin babam uzayan saçlarımı okşarken hırıldadım.

08 Ağustos, 2009

Uyanık Bar

Şimdi posta şöle bodoslama dalmak istiyorum efenim müsadenizle: benim komedi anlayışım diğer insanlardan farklı. yıllar süren araştırmalarımdan sonra bunu farkettim.
Şimdi asıl olaya dönmek istiyorum, şöyle ki:şimdi FOX adlı iğrenç kanalda (bez bebek die bi dizi var, milyar kere döndürdüler) uyanık bar die bir adet show programı var. mesela bence çok süpersonik. ama malesef yanıdığım kimse programı komik bulmamakla birlikte saçma olmakla itham ediyorlar (çokayıp). bence mesela o serji karakteri (evet, talk showu bi karakter sunuyo, kurmaca bi program yani) ve oynayan ultrasonik tiyatrocu serhat mustafa kılıç çok takdire şayan. çok süper bi yaratıcılık ve kurgu var programda. 10 dakka önce deniz çakırın içinden ruh çıkarma seansıyla ferhundeyi çıkarmaya çalıştılar mesela, komikti bence(asdjklasd). Bi de adam programa gelen bütün kadınlarla flört edio. süper bence.
Nese çok uzadı. Bence bu adam çok yaratıcı. naaptıına bilio ve kesinlikle ikinci bi okan bayülgen vakası olabilir.
Ailecekseverekislios.

31 Temmuz, 2009

MadMen Yourself

bilmiyorum bilio musunuz fekat mad men die süper bi dizi var, the sopranos'un legal olanı ve 60larda geçeni. ailecek severek izliyaz. bi de sitelerinde bi oyun açmışlar kendini mad men karakteri yapıon. benimki şöle bişi oldu:

bi de ortizim, nobel edebiyat ödülüne doğru (merak edenleri şuraya aliyim) uygun adım koştuğum eleanor'a şunu itaf etmek istiyorum:


bu günlük bu kadar. esen kalın. mad men'i de bulup seyredin bence.

30 Temmuz, 2009

broken embraces

sadece ben mi pisikopatım bilemiycem ama, benim içimde sevdiim insanlara şiddet uygulama isteği çok büyük. mesela şimdi bi eleman var, adı abdülaziz olsun dielim, şimdi ben bu abdülaziz'i çok seviyorum mesela, yanındayken çok eğleniorm fln. ama mesela böle beni sinirlendircek bişi söledi mi, azının ortası okkalı bi biçimde çakasım gelio. Ama malın teki bi eleman olsa, bu da lacivert olsun mesela, bu lacivetten nefret ediosam, naapsa sinirimi bozamaz, öle boş boş bakarım yüzüne. ama abdülaziz en küçük bişi yapsın hatta bazen hiçbişi yapmasa da oluyür böle uçan tekmeylen topuumu ağzına gömesim geliyor.

yani kısaca şunu sölemek istiorm, siz kızdıım, dövmek istediim insanlar o küçük topluluk, çünkü gerçekten sevdiğim insan sayısı az benden nefret etmeyin. sizi dövmek istememin nedeni sizi sevmemden. eed seviyam ben sizi.

28 Temmuz, 2009

los abrazos rotos




bu kadını her gördüğümde kalbim deli gibi atıyo, allaam aşık mı oluyorum nedir?

eleanor, ortiz, çok isterdim ama böle saçma bişiye bulaşamıycam. sorri eed tam piçim

A I

teknolocik aletler bana baş kaldırdıında kuduruyorum. evet yapıyorum ben bunu.

mesela örneğin, en basitinden, bilgisayarım'ı tıklatınca bilgisayarım açılmıyosa, laptopu kaldırıp ki öle ağır bişi de dil direktoman kaldırırım yani atasım gelio camdan. tabi bunu yapmaya götüm her iki lobu da-sağ ve sol yemediği için ben de sinirden kudurup ölüyorum.

benim asıl merak ettiğim, filmlerde olduu gibim makinalar baş kaldırırsa fln benim ruhsal durumum. yani böle höst otur lan yerine diyince oturmayan bi yapay zekayla karşılaşırsam öle kolay kaldıramıycaam için üzerine fln atlarım. arbede çıkar hoş bi durum olmaz. 

ayrıca burdan bi ültümatomumu mumumumumu duyurmak istiyoram: bak telefon! Akıllı ol lan! nokia akıllı olsun sıkarım yapay zekasına! messages tuşuna basınca hemencecik messeges i getircen öle bekleme yapmıcan tuşa 1503256256 kere bastırmıcan. ha şöle yola gel! 

hayırlı gönler, saygılağ efenm zeki müren duplajı ilen

27 Temmuz, 2009

göbee eta eta

reklamından nefret etmeme rağmen ısrarla aldığım tek ürün uludağ limonatadır. normalde iğrenç reklamları olan ürünlerden mütemadiyen kaçarım, fakat bu uludağ limonata beni kıskıvrak yakaladı. 'göbeee ata ata uludağ lemonataa' die bi reklam cingılı olan bi üründen hiçbi bok beklemem normalde, ama rakipsizliğinden midir nedir, üzerinize afiyet, içmeden duramıyorum efenim. 

hem zaten en iyisi hiç reklam yapmamak. bak apple'a, bak efes biraya. reklam, tvde hiç, billboardlarda azcık var. ama yine aldım bi ipod, efes içmedende kalkmıyo kimse masadan.

bi de doğanay limonata çıkmış diyolar. o son umudum. seçilmiş limonata: neonata. (evet son bölümde sıçtım)

fiş

şu kenardaki fish eklentisi var ya, valla çok amaçsız bişi. fareyi üzerinde (üstünde?) gezdirince, balıklar onu takip ediyo. ipnotize olmuş gibi yaklaşık 54 saniyedir üzerinde dolaştırıyodum güzelim faremi. sonunda bilgisayarda (burdaki da ayrı yazılıo normalde ama geri dönüp silmeye üşendim velakin bunları yazmaya arsızca üşenmedim) isyan etti, dondu birkaç saniye. sonra benim aklıma bunu post etmek geldi. iştegeldimburdayımçokhavamdayım kısacana.

viski-aazı-zımbırtısı

o viski şişelerinin ağzındaki zımbırtıya ifrit oluyorum. ters çevirince viski damla damla gelir, hızlı aksın diye şişenin poposuna tıplatınca da şırıldamaya başlar. viski fazla gelince tekrar içeri de dolduramazsın. e sonuçta pahalı bişe bu di mi?doru düzgün şarap gibi de şişelemiyolar.fotosunu bulursam ekliycem, ama bence siz alkolikler çaktınız köfteyi.

yineyeniyeniden

birileri nasıl olduysa bulmuş buraları. efbiay'dan başka kimsenin bilmediği bu yeni dizayn (yepisyeni) blöğü nasıl buldu bilmiyorum, ama artık babasının öğretmen olmadığından eminim. ablası da mit'tedir belki.

herneyse efenim. isim, dizayn, resim, her şeyi değiştirdik ve ortaya bu çıktı. diğerlerininki gibi uzun ömürlü olması dileğiyle...